2 Ocak 2010 Cumartesi

mutlu_yıllar_2010_gonullu_iletisim_yenii3

Mutlu yıllar. Yeni hesap yılımız başladı, bütün vergi camiasına hayırlı olsun. Yılın ilk güzelliğini halil yaptı, aradı. Ben tembellikten sıra bekleyip aramaz diyordum ki, aradı. Komutanı hedef koymuş: 20 günde 20 kilo. Hey gidi halil aga, ne diyeyim, büyüksün. Baktım jargonu da kapmış. Usta birliği karşı koğuşa çıkacakmış diye espri bile yaptı. Tüfek çatılacak, çat!

Yeni sene pekçok yeniliği de beraberinde getirdi. Yeni evimden vınn teknolojisiyle yazıyorum artık. Benim gibi çağ atlayan bir başka arkadaş da uğur bey. Herifin oğlu yeni yıla sevgilisinin yanında avrupada girdi. Anna'ya selam söylese bari adalyadan.

Resmi olarak iş dolu bir yıla giriyorum. Aldım başımı atıma atladım, sürüyorum. Hem hüzün hem sevinç yanyana olacakmış gibi bu sene. 2011 ve sonrasını daha az merak etmeyi diliyorum noel babadan. Bakalım neler olacak deyip bir yandan hayırlısı müessesesinden yararlanacağım. Herkesin gönlünce olsun.
Yeni yıl, eski hikaye. Ya da gülesin referansıyla; olaylar olaylar.

Tüm bunlarıma eşlik eden sevgilime...

20 Ekim 2009 Salı

bilemedim

bir gergin-dengesiz haldeyim. ne yaptığıma dair fikrim olmadan ilerliyorum. pek tadı tuzu yok ve daha da kötüsü hislerimden bihaberim.
neşetten medet umuyorum onunla dayanışmaya çalışıyorum bu ara. beraber melankoli yapma teklifime şiddetle karşılık veriyor hala gerçi. kedidir deyip geçiyorum.

dünyanın bu kadar hızlı değişmesi bize denkgeldi amına koyayım. bir günü bir gününe tutmuyor. ikibinküsürde bol çeşit insan. ısrarla ne yaptığımızla değil nasıl göründüğümüzle ilgili laf ediyorlar. sikcem bu amerikan "looking is everything" mottosunu birgün. ya sabır.

dünya kadınlarına da iki çift sözüm var. ulan kendimim diye söylemiyorum, insan iki kırıştırır filört eder di mi bulmussunuz benim gibi adamı...yok yok bu iphone ve dijital fotoğraf makineleri bozdu milleti, biliyorum. fotoğraftan bakıyorlar artık bana.

şu borcu harcı bir bitireyim, alengirli işlere ara vereceğim bir süre. tuzsuz aşım ağrısız başım. ne hale geldim bu yaşımda. ufaktan kin yapmaya başladım. bakalım kime nasip olacak bu zehir.

13 Ağustos 2009 Perşembe

ikibinküsür

Efendim, yeniden hoşgeldim.

Yeniden buraya yazmaya geldim. Buraya gelme nedenlerime selam olsun. 27 olduk, falan, bir durumlar. Şükrediyoruz. Askerliğimi yaptım paşalar gibi, işimi tuttum hayırlısıyla. Şimdilik işler yolunda. Yine gönüllülük işleri. Bir kılıfına uyduracağız artık durumu, ehem. Televizyonda iboshow. İmparator Kenan Doğulu'ya eşlik ediyor:
"Herkes haddini bilecek." Ben biraz üstüme alındım. Üzerine düşündüm ve bir sorun bulamadım. Olur.

Onümüzdeki dönemde tanışma ve rahatlık üzerine çalışacağım. Gönüllülük konusunda da aynı temaları işleyeceğiz. Yeni insanlarla, onların arkadaşlarıyla ve onların da arkadaşlarıyla tanışmak bir yandan da fazla koşturmadan, dert etmeden yaşamaya devam etmek. Herkesi sakin olmaya davet ediyorum, biraz hızlı buluyorum yine dünyamızı der konuyu dağıtırım.

Efendim mübarek ramazan yaklaşıyor önümüz bayram. Biraz iftari duygular, biraz kendine dönme.. Sık sık görüşeceğiz.

3 Şubat 2009 Salı

Buyurun foto




















Bu ben...
















Bu da ekip.

24 Ocak 2009 Cumartesi

İvrindi-Kepsut

Bu ikisi 5 yıl yaşadığım Balıkesir'in adlarını daha önce hiç duymadığım iki ilçesi. İlkinde acemi birliğini bitirdim ikincisinde hala usta birliğine devam ediyorum. Alıştım gibi kendimce takılıyorum önüme gelen(ler)e "youth work" yapıyorum.
Teknik imkansızlıklar ve benim ihmalkarlığımdan dolayı hala hayranlarıma bir asker fotoğrafımı ulaştıramadım. O da olacak. Neyse şafak atarsa 113. Başka yok. Jargonu da kapmışım bana daha ne olur. Herkesi öperim.


Telefon: 0266 592 1004
Adres: Dereli Köyü Jandarma Karakolu Kepsut/Balıkesir

11 Aralık 2008 Perşembe

Kısa dönem askerlik ya da peygamber ocağı

Şaka maka derken askerim, kendim ettim kendim buldum. Aylardır gitcem gitcem diyordum, al işte günler iyice yaklaştı, pazar günü jandarma olacağım.

Ulan madem askere gidiyorum, hem de şu hayatta bir kere gidiyorum diye diye hiç bir adeti eksik bırakmadım. Veda partileri- helalleşmeler, yeşil renk don+atlet alışverişinden sonra bu akşam nihayet mevlütümüz de okundu. Bir bana değil, köyümüzden benim dışımda askere giden 3 gencimiz daha var. Tabi onlar normal yaşında gidiyor, beni görenler pek bir şaşırdı, kıs kıs güldü, bu yaşta ne askerliği diye, neyse. Hepimiz için aşağı mahalledeki büyük camide akşam-yatsı arası hocalar okududa okudu. Öncesinde fatma yenge pilav pişirdi, cemal aga dağıttı. Ben de lokum ve gülsuyu ikram ettim gelenlere. Camide bir ara fena moda girdim, neredeyse ağlıyordum. Hocanın biri dokunaklı bir gazele asıldı, peygambere övgüler dizdi. Dua edildi bol bol, vatan-millet-ümmet-şehadet...Bir ara entelleştim, dua esnasında şiddetin kutsallaştırılmasını falan düşündüm, geçti gitti.

Şimdi hala göndermediğim eğitim raporunu yazma niyetiyle içinde bulunduğum köyümüzün internet kafesinde epeyce pes oynadıktan ve nihayet yazdığım eğitim raporunun ardından bloğu güncelliyorum. En son liverpoolda güncellemiştim burayı artık bir sonraki balıkesir olur heralde.

Benim yarim karşıkı dağda cenderme cenderme...

20 Ekim 2008 Pazartesi

Londra-İstanbul-Ankara-Adapazarı

Liverpooldan sonraki rota bu şekilde gelişti. Liverpooldaki 4 günün ardından bir gece otobüs yolculuğu ile londraya geldim. Gece otogarda bekleme deneyimi heryerde az çok aynıymış, evsizler, evsizlere iğrenerek bakan yolcular, sevgilisini uğurlamaya gelenler, bekleyenler. Koltuk numarasız bilet ve muavini olmayan bir otobüs...Londraya geldiğimde henüz güneş açmamıştı. Sabahın bir vakti, henüz birkaç saat önce sessizliğe büründüğü hissedilen sessiz sokaklar. Elimde bir kağıda çiziktirdiğim hostelin adresi, sırtımda çanta...Sora sora buldum hosteli, tek gecelik evimi. Pek çok fransız ve polonyalı vardı salonda. İkiden önce oda vermedikleri için yığıldım kaldım bir koltukta. Anlamadığım dilde muhabbetlere kulak misafiri oldum birkaç saat uyumadan önce. Uyandıktan sonra hemen bir harita edindim 1.99a. Sonra uzun bir tur thames nehri etrafında. Bilumum turist attractions mekanlar: tate britain, house of parliament, bigben. Ordan buckhingam palace hyde park, o güzelim parkta çekirdek satılmaz mı kardeşim. Akşamki tura trafalgar meydanından başladım, sohoya yürüdüm geceyi bitirmek için. Dönüşte bir sigara sardım nehrin kenarında, düşündüm, üşüdüm.

Sonraki gün misafirliğe neve gittim. İlk defa londra metrosunu kullandım, önce karıştırdım ama çabucak öğrendim ve hastası oldum metro sisteminin. Nev sağolsun ağırladı beni yemeğimi suyumu verdi. Günler sonra ev konforu başımı döndürdü resmen. O gün nehrin diğer tarafında tur attım, southbank, london eye, tower bridge. Akşam için leicester meydanı etrafında takıldım, londra film festivalinin bir galası vardı odeon sinemasında, pek kalabalıktı ortalık. Hediyelik eşya dükkanlarında bakındım raflara. Param olmayınca, bir çöp bile alamadım. Velhasılı kelam döndüm geldim istanbula.