bir gergin-dengesiz haldeyim. ne yaptığıma dair fikrim olmadan ilerliyorum. pek tadı tuzu yok ve daha da kötüsü hislerimden bihaberim.
neşetten medet umuyorum onunla dayanışmaya çalışıyorum bu ara. beraber melankoli yapma teklifime şiddetle karşılık veriyor hala gerçi. kedidir deyip geçiyorum.
dünyanın bu kadar hızlı değişmesi bize denkgeldi amına koyayım. bir günü bir gününe tutmuyor. ikibinküsürde bol çeşit insan. ısrarla ne yaptığımızla değil nasıl göründüğümüzle ilgili laf ediyorlar. sikcem bu amerikan "looking is everything" mottosunu birgün. ya sabır.
dünya kadınlarına da iki çift sözüm var. ulan kendimim diye söylemiyorum, insan iki kırıştırır filört eder di mi bulmussunuz benim gibi adamı...yok yok bu iphone ve dijital fotoğraf makineleri bozdu milleti, biliyorum. fotoğraftan bakıyorlar artık bana.
şu borcu harcı bir bitireyim, alengirli işlere ara vereceğim bir süre. tuzsuz aşım ağrısız başım. ne hale geldim bu yaşımda. ufaktan kin yapmaya başladım. bakalım kime nasip olacak bu zehir.
20 Ekim 2009 Salı
13 Ağustos 2009 Perşembe
ikibinküsür
Efendim, yeniden hoşgeldim.
Yeniden buraya yazmaya geldim. Buraya gelme nedenlerime selam olsun. 27 olduk, falan, bir durumlar. Şükrediyoruz. Askerliğimi yaptım paşalar gibi, işimi tuttum hayırlısıyla. Şimdilik işler yolunda. Yine gönüllülük işleri. Bir kılıfına uyduracağız artık durumu, ehem. Televizyonda iboshow. İmparator Kenan Doğulu'ya eşlik ediyor:
"Herkes haddini bilecek." Ben biraz üstüme alındım. Üzerine düşündüm ve bir sorun bulamadım. Olur.
Onümüzdeki dönemde tanışma ve rahatlık üzerine çalışacağım. Gönüllülük konusunda da aynı temaları işleyeceğiz. Yeni insanlarla, onların arkadaşlarıyla ve onların da arkadaşlarıyla tanışmak bir yandan da fazla koşturmadan, dert etmeden yaşamaya devam etmek. Herkesi sakin olmaya davet ediyorum, biraz hızlı buluyorum yine dünyamızı der konuyu dağıtırım.
Efendim mübarek ramazan yaklaşıyor önümüz bayram. Biraz iftari duygular, biraz kendine dönme.. Sık sık görüşeceğiz.
Yeniden buraya yazmaya geldim. Buraya gelme nedenlerime selam olsun. 27 olduk, falan, bir durumlar. Şükrediyoruz. Askerliğimi yaptım paşalar gibi, işimi tuttum hayırlısıyla. Şimdilik işler yolunda. Yine gönüllülük işleri. Bir kılıfına uyduracağız artık durumu, ehem. Televizyonda iboshow. İmparator Kenan Doğulu'ya eşlik ediyor:
"Herkes haddini bilecek." Ben biraz üstüme alındım. Üzerine düşündüm ve bir sorun bulamadım. Olur.
Onümüzdeki dönemde tanışma ve rahatlık üzerine çalışacağım. Gönüllülük konusunda da aynı temaları işleyeceğiz. Yeni insanlarla, onların arkadaşlarıyla ve onların da arkadaşlarıyla tanışmak bir yandan da fazla koşturmadan, dert etmeden yaşamaya devam etmek. Herkesi sakin olmaya davet ediyorum, biraz hızlı buluyorum yine dünyamızı der konuyu dağıtırım.
Efendim mübarek ramazan yaklaşıyor önümüz bayram. Biraz iftari duygular, biraz kendine dönme.. Sık sık görüşeceğiz.
3 Şubat 2009 Salı
24 Ocak 2009 Cumartesi
İvrindi-Kepsut
Bu ikisi 5 yıl yaşadığım Balıkesir'in adlarını daha önce hiç duymadığım iki ilçesi. İlkinde acemi birliğini bitirdim ikincisinde hala usta birliğine devam ediyorum. Alıştım gibi kendimce takılıyorum önüme gelen(ler)e "youth work" yapıyorum.
Teknik imkansızlıklar ve benim ihmalkarlığımdan dolayı hala hayranlarıma bir asker fotoğrafımı ulaştıramadım. O da olacak. Neyse şafak atarsa 113. Başka yok. Jargonu da kapmışım bana daha ne olur. Herkesi öperim.
Telefon: 0266 592 1004
Adres: Dereli Köyü Jandarma Karakolu Kepsut/Balıkesir
Teknik imkansızlıklar ve benim ihmalkarlığımdan dolayı hala hayranlarıma bir asker fotoğrafımı ulaştıramadım. O da olacak. Neyse şafak atarsa 113. Başka yok. Jargonu da kapmışım bana daha ne olur. Herkesi öperim.
Telefon: 0266 592 1004
Adres: Dereli Köyü Jandarma Karakolu Kepsut/Balıkesir
11 Aralık 2008 Perşembe
Kısa dönem askerlik ya da peygamber ocağı
Şaka maka derken askerim, kendim ettim kendim buldum. Aylardır gitcem gitcem diyordum, al işte günler iyice yaklaştı, pazar günü jandarma olacağım.
Ulan madem askere gidiyorum, hem de şu hayatta bir kere gidiyorum diye diye hiç bir adeti eksik bırakmadım. Veda partileri- helalleşmeler, yeşil renk don+atlet alışverişinden sonra bu akşam nihayet mevlütümüz de okundu. Bir bana değil, köyümüzden benim dışımda askere giden 3 gencimiz daha var. Tabi onlar normal yaşında gidiyor, beni görenler pek bir şaşırdı, kıs kıs güldü, bu yaşta ne askerliği diye, neyse. Hepimiz için aşağı mahalledeki büyük camide akşam-yatsı arası hocalar okududa okudu. Öncesinde fatma yenge pilav pişirdi, cemal aga dağıttı. Ben de lokum ve gülsuyu ikram ettim gelenlere. Camide bir ara fena moda girdim, neredeyse ağlıyordum. Hocanın biri dokunaklı bir gazele asıldı, peygambere övgüler dizdi. Dua edildi bol bol, vatan-millet-ümmet-şehadet...Bir ara entelleştim, dua esnasında şiddetin kutsallaştırılmasını falan düşündüm, geçti gitti.
Şimdi hala göndermediğim eğitim raporunu yazma niyetiyle içinde bulunduğum köyümüzün internet kafesinde epeyce pes oynadıktan ve nihayet yazdığım eğitim raporunun ardından bloğu güncelliyorum. En son liverpoolda güncellemiştim burayı artık bir sonraki balıkesir olur heralde.
Benim yarim karşıkı dağda cenderme cenderme...
Ulan madem askere gidiyorum, hem de şu hayatta bir kere gidiyorum diye diye hiç bir adeti eksik bırakmadım. Veda partileri- helalleşmeler, yeşil renk don+atlet alışverişinden sonra bu akşam nihayet mevlütümüz de okundu. Bir bana değil, köyümüzden benim dışımda askere giden 3 gencimiz daha var. Tabi onlar normal yaşında gidiyor, beni görenler pek bir şaşırdı, kıs kıs güldü, bu yaşta ne askerliği diye, neyse. Hepimiz için aşağı mahalledeki büyük camide akşam-yatsı arası hocalar okududa okudu. Öncesinde fatma yenge pilav pişirdi, cemal aga dağıttı. Ben de lokum ve gülsuyu ikram ettim gelenlere. Camide bir ara fena moda girdim, neredeyse ağlıyordum. Hocanın biri dokunaklı bir gazele asıldı, peygambere övgüler dizdi. Dua edildi bol bol, vatan-millet-ümmet-şehadet...Bir ara entelleştim, dua esnasında şiddetin kutsallaştırılmasını falan düşündüm, geçti gitti.
Şimdi hala göndermediğim eğitim raporunu yazma niyetiyle içinde bulunduğum köyümüzün internet kafesinde epeyce pes oynadıktan ve nihayet yazdığım eğitim raporunun ardından bloğu güncelliyorum. En son liverpoolda güncellemiştim burayı artık bir sonraki balıkesir olur heralde.
Benim yarim karşıkı dağda cenderme cenderme...
20 Ekim 2008 Pazartesi
Londra-İstanbul-Ankara-Adapazarı
Liverpooldan sonraki rota bu şekilde gelişti. Liverpooldaki 4 günün ardından bir gece otobüs yolculuğu ile londraya geldim. Gece otogarda bekleme deneyimi heryerde az çok aynıymış, evsizler, evsizlere iğrenerek bakan yolcular, sevgilisini uğurlamaya gelenler, bekleyenler. Koltuk numarasız bilet ve muavini olmayan bir otobüs...Londraya geldiğimde henüz güneş açmamıştı. Sabahın bir vakti, henüz birkaç saat önce sessizliğe büründüğü hissedilen sessiz sokaklar. Elimde bir kağıda çiziktirdiğim hostelin adresi, sırtımda çanta...Sora sora buldum hosteli, tek gecelik evimi. Pek çok fransız ve polonyalı vardı salonda. İkiden önce oda vermedikleri için yığıldım kaldım bir koltukta. Anlamadığım dilde muhabbetlere kulak misafiri oldum birkaç saat uyumadan önce. Uyandıktan sonra hemen bir harita edindim 1.99a. Sonra uzun bir tur thames nehri etrafında. Bilumum turist attractions mekanlar: tate britain, house of parliament, bigben. Ordan buckhingam palace hyde park, o güzelim parkta çekirdek satılmaz mı kardeşim. Akşamki tura trafalgar meydanından başladım, sohoya yürüdüm geceyi bitirmek için. Dönüşte bir sigara sardım nehrin kenarında, düşündüm, üşüdüm.
Sonraki gün misafirliğe neve gittim. İlk defa londra metrosunu kullandım, önce karıştırdım ama çabucak öğrendim ve hastası oldum metro sisteminin. Nev sağolsun ağırladı beni yemeğimi suyumu verdi. Günler sonra ev konforu başımı döndürdü resmen. O gün nehrin diğer tarafında tur attım, southbank, london eye, tower bridge. Akşam için leicester meydanı etrafında takıldım, londra film festivalinin bir galası vardı odeon sinemasında, pek kalabalıktı ortalık. Hediyelik eşya dükkanlarında bakındım raflara. Param olmayınca, bir çöp bile alamadım. Velhasılı kelam döndüm geldim istanbula.
12 Ekim 2008 Pazar
Liverpool: Avrupa Kultur Baskenti
Iki gundur buradayim. Ne cabuk gecti 20 gun Leedste. Tam da guzel arkadaslar edinmisken tam da sehirde muzelerin disinda gunluk olaylar rutinler gormeye baslamisken. Unutmayacagim birkac kisi, Headingleyde unutulmaz bir rugby maci ve Beechwooddaki unutulmaz kulturlerarasi ev partisi listenin ust siralarinda. Bir de Wortleydeki ev ve ev arkadasim guzel Pauline. E tabi pahali deneyimlerden sonra tanistigim sevkiyat amiri Mister D. Az kalsin unutuyordum; Manuelin Bradfordda gecenin bir vakti pencereden verdigi trombon performansi da essizdi.
Epey alistim buralara diyebilirim. Artik trafigin ters akmasini ve direksiyonun sagda olmasini bile kaniksamiyorum. Ilk geldigimde israrla normal bir araba aramistim gunlerce, sonra gercegi kabul ettim. Ingilizcem onceleri yetersiz gibi geldi bana ama italyan ve ispanyol arkadaslar edinince ingilizcemin cok da fena olmadigina kanaat getirdim. Ki bir gece bir ispanyol ve bir italyan ile kendimizden gecmis halde laflarken ispanyolca konustugumu farkettim. Herseye ragmen ingilizlerin aksanlari pek rahat anlasilmiyor. Ustelik tam bir yerin aksanina alismisken baska bir yere tasiniyorum. Burada neredeyse her mahallede baska bir aksan var.
Liverpool Leedse nazaran daha buyuk bir sehir ayrica hava da daha yumusak (ya da ben alistim artik). Avrupa kultur baskenti olmasi sebebiyle pek cok etkinlik var sehirde. Sansima 5. Liverpool bieaneline denkgeldim. Icim disim cagdas sanat oldu, gozlerim hic olmadigi kadar yoruldu. Bir de katedral ve kilise gezmekten bir hal oldum. Dusunuyorumda madem bu kadar kutsal mekanlarini ziyaret ediyorum acaba hristiyan mi olsam bir sureligine. Epey sevap sahibi olurdum heralde. Yurumeye alistim, hem bir acelem olmadigi icin hem de para suyunu cektigi icin surekli yuruyorum. Istanbulda bir sure yasamis birisi olarak buradaki mesafeler pek uzun sayilmaz zaten.
Neyse simdilik bu kadar yaziyorum, internetin konturu bitiyor. Nasipse yarin kutsal anfield road ziyaretim var. Yakinda gorusmek uzere.
Epey alistim buralara diyebilirim. Artik trafigin ters akmasini ve direksiyonun sagda olmasini bile kaniksamiyorum. Ilk geldigimde israrla normal bir araba aramistim gunlerce, sonra gercegi kabul ettim. Ingilizcem onceleri yetersiz gibi geldi bana ama italyan ve ispanyol arkadaslar edinince ingilizcemin cok da fena olmadigina kanaat getirdim. Ki bir gece bir ispanyol ve bir italyan ile kendimizden gecmis halde laflarken ispanyolca konustugumu farkettim. Herseye ragmen ingilizlerin aksanlari pek rahat anlasilmiyor. Ustelik tam bir yerin aksanina alismisken baska bir yere tasiniyorum. Burada neredeyse her mahallede baska bir aksan var.
Liverpool Leedse nazaran daha buyuk bir sehir ayrica hava da daha yumusak (ya da ben alistim artik). Avrupa kultur baskenti olmasi sebebiyle pek cok etkinlik var sehirde. Sansima 5. Liverpool bieaneline denkgeldim. Icim disim cagdas sanat oldu, gozlerim hic olmadigi kadar yoruldu. Bir de katedral ve kilise gezmekten bir hal oldum. Dusunuyorumda madem bu kadar kutsal mekanlarini ziyaret ediyorum acaba hristiyan mi olsam bir sureligine. Epey sevap sahibi olurdum heralde. Yurumeye alistim, hem bir acelem olmadigi icin hem de para suyunu cektigi icin surekli yuruyorum. Istanbulda bir sure yasamis birisi olarak buradaki mesafeler pek uzun sayilmaz zaten.
Neyse simdilik bu kadar yaziyorum, internetin konturu bitiyor. Nasipse yarin kutsal anfield road ziyaretim var. Yakinda gorusmek uzere.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)