Anlatacak birşeyim yok yazasım var sadece.
Anlamsızlık gibi birşey hissettiğim
Tadı tuzu yok.
Öyle işte.
16 Mart 2008 Pazar
10 Mart 2008 Pazartesi
Sevgili elektronik günlük;
bir gaza geldim açtım seni, bir geldim kapattım. Sonra tekrar açtım. Tekrar açamayacağıma göre bir ara tekrar kapatacağım seni, neyse. Tutarsızlığımla tanışmış oldun diye düşünüyorum.
Görüşmeyeli yok bir değişiklik. Ne değişiklik olabilirki zaten, volta atmaya-yaşamaya devam.
Bir bulsam beni kendi yurdumda hapis edeni...Tadım yok bu ara. İşin kötüsü, kötüyüm.
bir gaza geldim açtım seni, bir geldim kapattım. Sonra tekrar açtım. Tekrar açamayacağıma göre bir ara tekrar kapatacağım seni, neyse. Tutarsızlığımla tanışmış oldun diye düşünüyorum.
Görüşmeyeli yok bir değişiklik. Ne değişiklik olabilirki zaten, volta atmaya-yaşamaya devam.
Bir bulsam beni kendi yurdumda hapis edeni...Tadım yok bu ara. İşin kötüsü, kötüyüm.
4 Mart 2008 Salı
1 Mart 2008 Cumartesi
Uçmak
Hep istmiştim. Şu an daha çok istedim. Kanatlarım olsa ama kocaman. Bir çırpsam ülkeler geçsem. Yukarıdan baksam sevdiğim insanlara, çok yaklaşmadan.
Sonra yükselsem güneşe doğru, rüzgarla uçsam bir süre.
Falan, filan.
Sonra yükselsem güneşe doğru, rüzgarla uçsam bir süre.
Falan, filan.
7 Şubat 2008 Perşembe
Küçük
Çok küçük.
İhtimaller, inançlar, davranışlar... Ne olduğuyla ilgilenmiyorum, bana olan etkileri derdim. O kadar korkağım ki konuya giremiyom. Etrafında küçük turlar atıyorum sadece.
Benim tanımım, biliyorum. Ona ait değil onun hakkında söylediklerim. Neyse, güçlü, en az ondan korkmamı sağlayacak kadar. Bir de beni kötü hissettirecek kadar -galiba- kötü. Galibası yok, beni kötü hissettiriyorsa... kötüdür. Gerçi küçükken öğrenmiştim korktuklarıma kötü demeyi. Ezberci miyim yoksa?
Oyun. Israrla oynamayı sevmiyorum hala. Maruz kalırsam eşlik ediyorum biraz. Ama o kadar, salakça buluyorum çoğu zaman. Kendimi kaybediyorum eğer bir oyunun içinde bulursam kendimi. En çok böyle zamanlarda oynaşıyor parmaklarım ve dikkatim ciddileşiyor.
Üstesinden gelinemeyecek bir durum değil. Kalıcı etkileri mutlaka olacak. Neticede benim tercihimdi evden bu kadar uzaklaşmak. Katlanacağım sonuçlarına. Hala kendimi avutacağım anılarım, şarkılarım, hayallerim ve adamlarım var. Eksik olmasınlar.
Ya da
Şımardım, terbiyesizlik ettim. Haksızlık ettim hiç haketmeyenlere.
Bilemedim.
İhtimaller, inançlar, davranışlar... Ne olduğuyla ilgilenmiyorum, bana olan etkileri derdim. O kadar korkağım ki konuya giremiyom. Etrafında küçük turlar atıyorum sadece.
Benim tanımım, biliyorum. Ona ait değil onun hakkında söylediklerim. Neyse, güçlü, en az ondan korkmamı sağlayacak kadar. Bir de beni kötü hissettirecek kadar -galiba- kötü. Galibası yok, beni kötü hissettiriyorsa... kötüdür. Gerçi küçükken öğrenmiştim korktuklarıma kötü demeyi. Ezberci miyim yoksa?
Oyun. Israrla oynamayı sevmiyorum hala. Maruz kalırsam eşlik ediyorum biraz. Ama o kadar, salakça buluyorum çoğu zaman. Kendimi kaybediyorum eğer bir oyunun içinde bulursam kendimi. En çok böyle zamanlarda oynaşıyor parmaklarım ve dikkatim ciddileşiyor.
Üstesinden gelinemeyecek bir durum değil. Kalıcı etkileri mutlaka olacak. Neticede benim tercihimdi evden bu kadar uzaklaşmak. Katlanacağım sonuçlarına. Hala kendimi avutacağım anılarım, şarkılarım, hayallerim ve adamlarım var. Eksik olmasınlar.
Ya da
Şımardım, terbiyesizlik ettim. Haksızlık ettim hiç haketmeyenlere.
Bilemedim.
Kontrol
- Mevzu karışık. İstersem anlaşılır şekilde anlatırım ama bu durumu değiştirmez. Fazla kafanı yorma bu yüzden.
- Yine de tatsız bir durum.
1 Şubat 2008 Cuma
Hiç körkütük sarhoş olmamıştı. Hatta ağzına içki bile sürmemişti. Yetişkinliğine kadar olması istendiği gibi ardından olması gerektiğine inandığı gibi yaşamıştı. Ki zaten bu iki yaşam tarzı benzerdi. Hep tutarlıydı, hiç varoluşçu krizlere girmedi. Güçlü inançlara doğmuştu, güçlü inançlarını sürdürdü de. Sürekli çalıştı, her gün. Çalışma aralarında tekrar çalışmak için dinlendi ve düzenli olarak ilaçlarını aldı.
Ne yabancı dili oldu ne kaçamak tatilleri. Akşam yemeğini ailesiyle birlikte yedi hayatı boyunca. Yemekten sonra meyveleri hep O dağıttı ailenin geri kalanlarına. Ne eksik ne fazla. Erkek torunlarına daha fazla servis yaptı. Ama asla heybesindeki meyveleri eksik etmedi. Asla taviz vermedi tarzından. Torunları tasvip etmediği şekilde yaşasa da hep sevdi onları.
...
Ne yabancı dili oldu ne kaçamak tatilleri. Akşam yemeğini ailesiyle birlikte yedi hayatı boyunca. Yemekten sonra meyveleri hep O dağıttı ailenin geri kalanlarına. Ne eksik ne fazla. Erkek torunlarına daha fazla servis yaptı. Ama asla heybesindeki meyveleri eksik etmedi. Asla taviz vermedi tarzından. Torunları tasvip etmediği şekilde yaşasa da hep sevdi onları.
...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)